ülkemizde ilköğretimin tarihçesi

İlköğretimin Önemi ve Tarihçesi

İlköğretim, eğitim ve öğretimin en temel basamağı olduğundan ötürü çok mühimdir. Okul çağına gelmiş olan her çocuğun, ulusal eğitim amaçları doğrultusunda ilköğretimden geçmesi mecburidir. İlköğretimle kız, erkek bütün çocukların sağlıklı bir şekilde bedensel, duygusal, bilişsel ve toplumsal gelişim göstermeleri için çalışılmaktadır. Çocuklar, yurttaş için gerekli temel beceri, bilgi ve davranışlar ile donatılmaktadır. Eğitim kurumları içerisinde böyle önemli bir yeri olan ilköğretim, sonraki eğitim kurumlarının da temelini oluşturmaktadır. Bu sebeple her sene ilköğretim okullarının eğitim öğretime başladığı bu haftayı “ilköğretim haftası” şeklinde değerlendirmekteyiz. İlköğretim Haftası; yapılan konuşma ve okunan şiirler, yazılan yazılar; gösterilen filmler ile canlı ve etkili kılınmaktadır. Açılan sergiler, düzenlenen gösteriler, sunulan oyunlar, sergilenen afişler vs. de ilköğretim haftasının anlam ve önemi için daha iyi anlaşılmayı sağlamaktadır.

ilköğretimin önemi

Devlet denetimi altında bulunan örgütlü okullar açılmadan önce çocuklara gerekli görülen bilgiler ve beceriler, anne ve babalar tarafından veriliyordu. Öğrenilecek bilgi ve beceriler çoğaldığı sürece ebeveynler bu işin üstesinden gelemez durumda oldu. Bunun üzerine okullar açılmaya başlandı. İlk başlarda bu okullarda, tapınaklar için din adamı yetiştirildi. Daha sonra ise şehirlerde açılan okullarda dini bilgilerin yanısıra dindışı pozitif bilimler gibi konulara da yer verilmeye başlandı. Okullar, Romalılar döneminde yaygınlaştı. Önceleri varlıklı ailelerin çocukları eğitimden faydalanırken sonraki süreçlerde halk çocukları da okula gitmeye başladı. İşte ilköğretim böyle doğdu..

Ülkemizde İlköğretimin Tarihçesi

Bizim okullarımız da önceleri yalnızca dini bilgiler vermek amacıyla açılırdı. Bu okullar, cami ve mescitlerin hemen yanında yer alıyordu.

Osmanlı Devleti’nde Fatih Sultan Mehmet Han döneminde, “Sübyan Mektebi” ve “Mahalle Mektebi” adı ile eğitim hayatına başlayan ilkokullar açıldı. “Mahalle Mektebi” veyahut “Taş Mektep” adıyla anılan bu ilköğretim okulları, büyük kent mahallelerinde bulunmaktaydı. Yoksul ve kimsesiz çocuklara Kur’an öğretmeyi amaçlayan Sübyan okullarına 4-7 yaş arasında bulunan çocuklar alınıyordu. Hafız kişiler, bu okullarda yetiştirilmekteydi. Arap alfabesi ve Kur’an öğreten hocaların, kalfa denilen bir de yardımcısı bulunurdu.

ilköğretim haftası

Sübyan okullarından sonra öğrenim görmek isteyenler medreseye gidiyorlardı. Medreseyi bitirmiş kişilere “molla” deniyordu. Mollaların görevleri, dini hizmet vermekti.

Osmanlılarda bir de “Enderun” denilen saray okulu bulunmaktaydı. Bu okulların ilki, 14. yüzyılda 1. Mahmut zamanında Edirne’de açıldı Enderun Mektebinin amacı sarayda çalışacak kişileri yetiştirmekti. Din konuları, bu okullarda da başı çeken konular arasındaydı.

İlköğretimin yenileşmesi için yapılan çalışmalar, Tanzimat Fermanı’nın ilanından itibaren başlamıştır. Yani 1839 tarihinden sonra başladı. Batıda var olan bazı insan hakları ilkeleri, bize de gelmiş oldu. Adalet, devlet yönetimi, ticaret, vergi, milli eğitim alanında bulunan yeni ilke ve yöntemler de bunların arasında yer aldı. İlköğretim anlayışımız, yine bu dönemde değişime uğradı. Sübyan okullarına öğretmen yetiştirmek amacı ile 1870’te İstanbul’da “Dersaadet Darülmuallimat-ı Sıbyan” adı ile bir öğretmen yetiştirme okulu açıldı. On yıl içerisinde, açılan bu okulların sayısı İstanbul içerisinde 22’ye ulaştı.

ülkemizde ilköğretimin tarihçesi

ülkemizde ilköğretimin tarihçesi

TBMM’nin açılışından kısa bir süre sonra 1920 senesinde Milli Eğitim Bakanlığı kuruldu ve Mustafa Kemal, bir yandan Kurtuluş Savaşı’nı yürütürken bir yandan da eğitim işleri ile pek yakından ilgilenmekteydi. 1921 senesinde ise yine savaşın içindeyken, Ankara’da Maarif Kongresi’ni topladı. Bu kongrede eğitim reformu yapılması, ilkokul programlarının geliştirilmesi  kararlaştırıldı.

Cumhuriyet döneminde ilköğretim alanında yapılmış en büyük gelişme de 1924’te kabul edilen Tevhiditedrisat Kanunu’dur. Bu kanunla beraber medreseler kapatıldı ve bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Böylece eğitim laik ve bilimsel temellere oturtulmuş oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir